Rekabet Masası
Rekabet Hukuku, Taşeron Ekonomi ve Yerli İstihdamın Çatallanması
Blog

Rekabet Hukuku, Taşeron Ekonomi ve Yerli İstihdamın Çatallanması

Doç. Dr. Emre TunçDoç. Dr. Emre Tunç·18 Nis 2025·3 dk okuma

Rekabet Hukuku, Taşeron Ekonomi ve Yerli İstihdamın Çatallanması

Rekabet kurumlarının işgücü piyasalarındaki etkisi üzerine önceki yazılarımızda odaklandığımız temel mesele şuydu: Artan piyasa yoğunlaşması işverenlerin alıcı gücünü artırıyor, bu da ücretlerin bölüşümden aldığı payı azaltıyor. Bu dengesizliğe karşı rekabet otoriteleri, ücret sabitleme ya da çalışan ayartmama anlaşmalarını “kartel” sayarak müdahale ediyor. Ancak şimdi daha zorlu bir soruya yöneliyoruz: Acaba bu haklı müdahaleler, bazı istenmeyen sonuçlara da yol açıyor olabilir mi?

Kısa Vadede Kazanç, Uzun Vadede Güvencesiz Çalışma Riski

Bu sorunun yanıtı için kısa ve uzun dönem etkileri ayırmakta fayda var. Bu alanda yapılan akademik çalışmalarda vurgulanan temel noktalardan biri şu: Rekabet gücünü kötüye kullanan işverenlere karşı yapılan müdahaleler, kısa vadede çalışanların ücretlerini artırabilir. Ne var ki uzun vadede bu müdahaleler, dolaylı biçimde işverenleri daha esnek ama güvencesiz istihdam biçimlerine yönlendirebilir.

Alternatif İstihdam Biçimlerinin Yükselişi

Amerika Birleşik Devletleri’nde 2005-2015 arasında yapılan kapsamlı bir araştırma (Katz & Krueger) bu dinamiği gözler önüne seriyor. Geçici, çağrılı, sözleşmeli ya da bağımsız çalışanların oranı bir on yılda %10,7'den %15,8'e yükseldi. Üstelik bu değişim, ABD’deki toplam istihdam artışının neredeyse %94’ünü bu alternatif çalışma biçimlerinin oluşturduğunu gösteriyor. Benzer biçimde Almanya örneğinde de (Goldschmidt & Schmieder), taşeronlaştırılan işlerin ücretlerinin %10-15 oranında düştüğü; bu tercihin firmalar açısından bir tür “rant paylaşımından kaçınma” stratejisi olduğu vurgulanıyor.

Reel Ücretler Neden Yerinde Sayıyor?

Bu eğilimler, bize işgücü piyasasında rekabet hukuku müdahalelerinin yalnızca doğrudan etkileriyle değil, ikincil etkileriyle de ilgilenmemiz gerektiğini söylüyor. Özellikle Batılı ekonomilerde gözlemlenen bir çelişki dikkat çekici: İşsizlik artarken, reel ücretler neden yükselmiyor? Cevaplardan biri, klasik istihdam biçimlerinin yerini alan bu parçalanmış yapıda gizli.

Türkiye’de Rekabet, Kur Politikaları ve Ücret Baskısı

Türkiye’ye dönersek, sahadaki gözlemlerle bu teorik bulgular arasında örtüşen önemli noktalar var. Rekabet Kurumu’nun son yıllarda açtığı işgücü soruşturmalarına muhatap olan firmalar, genellikle şu şikayetleri dile getiriyor: Devletin bu alandaki politikaları karmaşık sinyaller veriyor. Döviz kuru baskısı ve artan yurt içi maliyetler nedeniyle yurtdışıyla rekabet gücü zaten zayıflamışken, içerde bir de ücret artışı baskısı doğuyor. TÜSİAD’ın Rekabet Gücü Endeksi’ne göre 2025'in ilk çeyreğinde işgücü maliyetindeki artış, endeksteki düşüşe 3,2 puan katkı sağlamış durumda.

Taşeronlaşma ve Yabancı İşgücü Yükselişi

Bu baskı altında kalan işletmeler ise maliyetlerini azaltmak için farklı yollar arıyor. Türkiye’de yaklaşık 1 milyon taşeron çalışanın %60’ı özel sektörde istihdam ediliyor. Ayrıca 2023 yılında yabancılara verilen çalışma izinleri %12,8 oranında artarak 239.835’e ulaştı. Bu tablo, uzun vadede özellikle düşük vasıflı yerli işgücü için daha kırılgan bir istihdam ortamı anlamına geliyor.

Eşitsizlik Derinleşiyor: Kim Korunuyor, Kim Değil?

Burada altı çizilmesi gereken önemli bir eşitsizlik boyutu da var: Rekabet Kurumu’nun müdahaleleri çoğunlukla düşük ücretli ve kolay ikame edilebilen işlerde etkili olurken, teknoloji sektöründeki yüksek ücretli çalışanlar için küresel rekabet hâlâ ücret artışı taleplerini destekleyebiliyor. Başka bir deyişle, müdahalelerin doğrudan olumlu etkileri çoğunlukla korumasız çalışanlar için kısa vadeli kalırken, dolaylı olumsuz etkileri yine aynı kesimleri uzun vadede etkilemeye devam ediyor.

Sonuç: Müdahale Gerekli Ama Yalnız Başına Değil

Tüm bu gelişmeler bize şunu göstermiyor: Rekabet Kurumu’nun işgücü piyasasındaki müdahaleleri gereksizdir. Aksine, yoğunlaşmanın ve alıcı gücünün arttığı bir piyasada işverenler arasında yapılan gizli anlaşmaların tolere edilmesi düşünülemez. Ancak bu müdahalelerin etkili olabilmesi, makroekonomik politikalarla uyum içinde tasarlanmasına bağlı. Sanayi politikaları, ücret politikaları ve rekabet hukuku birlikte düşünülmeden yapılan müdahaleler, kısa vadeli rahatlama sağlasa da uzun vadede farklı kırılmalar yaratabilir. Rekabet yalnızca piyasa içi değil, aynı zamanda politika yapımında da uyum içinde yürütülmesi gereken bir çabadır.

#rekabet#hukuk
Doç. Dr. Emre Tunç
// Yazar

Doç. Dr. Emre Tunç

Editör · Akademisyen

Galatasaray Üniversitesi'nde rekabet hukuku dersleri vermekte; AB Komisyonu kararları üzerine düzenli olarak yazıyor.