Rekabet Masası
Davos’ta Perde Kapandı - Avrupa Dijital Bağımlılıkla Yüzleşiyor
Blog

Davos’ta Perde Kapandı - Avrupa Dijital Bağımlılıkla Yüzleşiyor

Prof. Dr. Mehmet KaragözProf. Dr. Mehmet Karagöz·09 Mar 2025·4 dk okuma

Avrupa Birliği, Davos’tan hemen önce sessiz sedasız ama dikkat çekici bir adım attı. Avrupa Komisyonu, “Açık Kaynak Dijital Ekosistemler” başlığıyla plan duyurdu. Metin teknik görünüyor olabilir; ama derdi teknik değil. Brüksel açıkça şunu söylüyor: Avrupa, dijital dünyada başkalarına fazlasıyla bağımlı. Açık kaynak yazılımlar dijital ekonominin belkemiğini oluşturuyor; fakat ortaya çıkan değerin büyük bölümü Avrupa dışına akıyor. Bulut bilişim, yapay zekâ, yüksek performanslı hesaplama… Hepsinde tablo benzer. Bu çağrının Davos’tan hemen önce yayımlanması tesadüf değil. AB’nin başına gelecekleri artık sağır sultan bile duymuştu.

Davos’ta ise bu kaygı artık açık açık dile getirildi. Donald Trump, Grönland üzerinden verdiği mesajla “eski güzel günlerin bittiğini” ilan etti. ABD, çıkarlarını korumak için askeri ve teknolojik gücünü daha sert kullanacağını söylüyordu. Kanada Başbakanı da aynı minvalde konuştu. Transatlantik ilişkilerde yeni bir perde açıldı. Brüksel’de ise tek bir soru yankılanmaya başladı: Bu teknoloji bağımlılığıyla nereye kadar?

Bu köşede daha önce yayımlanan “Ekonomik Dev, Teknolojik Cüce” başlıklı yazıda da altını çizmiştim. AB ile ABD arasındaki kavga yeni değil. Dijital Pazarlar Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası çerçevesinde ABD’li teknoloji devlerine kesilen milyarlarca avroluk cezalar, Washington tarafından uzun süredir “tarife dışı engel” olarak görülüyor. Brüksel ise “milliyet değil, pazarın sağlığı” diyor. Ama Davos sonrası bu tartışma artık hukukun ötesine geçti; jeopolitiğin tam ortasına yerleşti.

Avrupa Komisyonu’nun teknoloji dosyalarından sorumlu ismi Henna Virkkunen, bu ruh hâlini en net ifade eden isimlerden biri. Virkkunen, “bağımlılıklar silah olarak kullanılabilir” diyerek aslında Avrupa’nın korkusunu özetledi. Mesele artık rekabet değil; güvenlik, egemenlik ve kriz anında ayakta kalabilme meselesi.

Bu noktada Avrupa’nın masaya koyduğu seçenekler giderek sertleşiyor. Bugüne kadar ABD’nin güvenlik şemsiyesini kaybetmemek için açık bir çatışmadan kaçınan AB, yüzde 15’lik tarifeleri bile kabullenmişti. Ancak Grönland gerilimi bu dengeyi bozdu. Avrupa Parlamentosu transatlantik ticaret anlaşmasının onayını durdurdu. 93 milyar dolarlık karşı tarife paketi konuşuluyor. Bir zamanlar Çin için tasarlanan “ticaret bazukası”, artık ABD’ye çevrilebilir.

Masadaki ihtimaller hafif değil. ABD’li şirketlere tarifeler, stratejik ürün ihracatına kısıtlamalar, kamu ihalelerinden dışlama… Hatta daha ileri senaryolar var: yeni dijital vergiler, sosyal medya platformlarının faaliyetlerinin sınırlandırılması, fikri mülkiyet haklarının kısıtlanması, ABD’li şirketlerin Avrupa’da yatırım yapmasının zorlaştırılması. Kısacası Silikon Vadisi, Brüksel’in radarında.

Benzer bir sertleşme siber güvenlikte de görülüyor. Çinli firmaların telekom altyapısına erişimini sınırlamayı hedefleyen Siber Güvenlik Yasası ve Dijital Ağlar Yasası, başlangıçta Huawei’ye odaklanmıştı. Şimdi ise kapsamın bulut hizmetleri ve uydu teknolojilerine doğru genişletilmesi planlanıyor. Artık Microsoft, Amazon, Google ve Starlink gibi isimler de “riskli bağımlılık” başlığı altında anılıyor. Üzerine bir de “ağ ücretleri” tartışması ekleniyor: Netflix ve Google gibi devler, taşıdıkları devasa veri trafiği nedeniyle ekstra vergilendirilebilir mi? Brüksel’de bu soru ciddi ciddi soruluyor.

Bu adımların, Dijital Pazarlar Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası ekseninde zaten gergin olan ilişkileri daha da sertleştirmesi kaçınılmaz. Google, Meta, Apple ve Amazon’a yönelik cezalar ve soruşturmalar, Washington’un gözünde çoktan bir ticaret silahına dönüşmüş durumda. Avrupa ise dijital alanda rekabet gücü üretemediği için bu alanı bir pazarlık kozu olarak kullanmaya çalışıyor. Eski bir Meta yöneticisi olan Avrupa Parlamentosu üyesi Aura Salla’nın “veri ham madde sayılsın ve gümrüklensin” önerisi, bu arayışın ne kadar yaratıcı ama aynı zamanda ne kadar riskli olduğunu gösteriyor.

Bu gerilimden kazançlı çıkabilecek taraflardan biri Çin. Nitekim AB’nin Çinli elektrikli araçlara uyguladığı sert tarifeleri yumuşatma sinyalleri vermesi dikkat çekici. Hindistan da boş durmuyor. AB ile imzalanan serbest ticaret anlaşması, Yeni Delhi’nin bu çatlaklardan faydalanma isteğinin bir göstergesi.

Ama işin bir de gerçekçilik boyutu var. Plan yapmak başka, uygulamak başka. Avrupa’nın kendi içindeki görüş ayrılıkları, özel sektörün direnci ve vatandaşların alışkanlıkları bu stratejilerin önünde ciddi engeller. ABD teknolojisinin kısa vadede ikame edilmesi hâlâ zor.

Bu noktada Brüksel’in karşı karşıya olduğu temel çelişki daha da belirginleşiyor: Bir yandan ABD’ye bağımlılığı azaltmak isteniyor, diğer yandan Avrupa ekonomisinin günlük işleyişi hâlâ Amerikan menşeli yazılımlara, bulut altyapılarına ve platformlara dayanıyor. Kamu kurumlarından bankacılığa, savunma sanayiinden sağlık sistemlerine kadar uzanan bu bağımlılık zinciri, radikal kopuş senaryolarını siyasi olarak cazip ama ekonomik olarak son derece riskli hâle getiriyor. Bu nedenle Avrupa’nın attığı adımlar çoğu zaman “tam kopuş” değil, kontrollü baskı ve pazarlık stratejisi olarak şekilleniyor.

Üstelik bu baskının maliyeti de doğrudan Avrupalı tüketiciye ve işletmelere yansıyabilir. Dijital vergiler, ağ ücretleri ya da platform kısıtlamaları; kısa vadede ABD’li şirketleri hedef alıyor gibi görünse de uzun vadede Avrupa’daki dijital hizmetlerin pahalanması ve inovasyonun yavaşlaması riskini de beraberinde getiriyor. Avrupa’nın esas sınavı tam da burada: Dijital egemenlik arayışı, kendi ekonomik dinamizmini boğmadan nasıl sürdürülecek?

Dünya siyasetinde plakalar yerinden oynarken, bu tablo Türkiye için de önemli bir uyarı. Batı ittifakı askeri, ekonomik ve politik olarak çatırdarken, Türkiye’nin özellikle dijital ekonomi alanında durduğu yeri yeniden düşünmesi artık lüks değil, zorunluluk.

#rekabet#hukuk
Prof. Dr. Mehmet Karagöz
// Yazar

Prof. Dr. Mehmet Karagöz

Hukuk Fakültesi

İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi. Yıkıcı fiyatlandırma ve hâkim durum kötüye kullanımı uzmanı.